Dilek , Dilekler , Dilek Dile

| Üye Olun | İletişim | Reklam | Ana Sayfam Yap | Favoriye Ekle |
Günün Linki : SMOTRITFILM.RU

 
| Ana Sayfa  | Dilek Dile | Dilek Kuyusu | Sevilenler | Sevilmeyenler | Sohbet  | Tüm Dilekler |Mutfakfoni| Binlercefirma |

 Önemli Linkler
Tc Kimlik No
Vergi No
SSK Hizmet Dökümü
Bağkur Bilgileri
Tc MilliEgitim Bakanlığı
Ösym Bilgileri
Telefon Rehberi
Websohbeti.net
Hava Durumu
Motorlu Taşıt Sorgulama


RÜYA TABİRLERİI //

Rüyanızda gördüğünüz obje ve/veya kavramları alta yazın. Kelimelerin sonuçlarını görün ve kendi yorumunuzu kendiniz yapın:  Rüya Tabirleri Sözlüğü 'ne kolayca ulaşın


 



 YILDIZ FALI //

Burcunuzu seçin,
falınızı okuyun





BATIL İNANÇLAR VE HURAFELER


BATIL İNANÇLAR

A- BİD’AT VE HURAFELER

I- BİD’AT, sözlükte “icad etmek, örneği olmaksızın yapıp ortaya koymak, inşa etmek anlamlarına gelir. İslami literatürde ise “Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkan, dini bir delile dayanmayan inanç, ibadet, fikir ve davranışlar” anlamında kullanılmaktadır.
İslamiyet’in kısa sürede farklı sosyal ve kültürel değerlere sahip bulunan milletler arasında yayılması, sosyal ve kültürel yapıların bazı unsurlarının İslami kimliğe bürünerek yeni dönemde de varlıklarını sürdürmeleri, ayrıca, İslami esas ve hükümlerden bazılarının yeni Müslümanlar tarafından yanlış anlaşılması, yabancı millet ve kültürlerle olan sürekli temasların etkileşmeye yol açması bid’atların İslam’a girişine zemin hazırlamıştır.
Bu arada bir takım hurafelerin ve eski dini kalıntıların İslam dininin saflığını bozma amacıyla kasten İslam’ a sokulmak istenmesi de mümkündür.
Bütün bunlara rağmen, İslam tarihi boyunca İslam dininin inanç, ibadet ve hukukla ilgili temel hükümleri ile ahlak kurallarında dinin ana sınırlarının dışına çıkılmamış ve İslam’ ın temel ilkeleri değiştirilmemiştir. İslam’a bağlılık iddiası taşıdıkları halde fikri sapıklıklar sebebiyle onun dışında kaldıkları kabul edilen grupların tarih boyunca yüzde bir civarında kalmaları da bunun delilidir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, İslam bilginleri, tarih boyunca kabul görmeyen bid’atlara karşı savaş açmışlar, bu konuda bir çok eserler yazarak gerekli tedbirleri almışlardır.

II- HURAFE sözlükte “Akla ve gerçeğe aykırı düşen aldatıcı söz” anlamına gelir.
İslami literatürde ise “mantıki temeli olmayan gerçek hayatla ilişkisi bulunmayan din adına ileri sürülüp benimsenen batıl inanç ve davranışları ifade eden“ bir terimdir.
Hurafelerin Kur’an ve sünnete dayalı herhangi bir temeli bulunmamaktadır. Bu iki kaynak her türlü hurafeyi reddetmektedir. Çeşitli Ayet-i Kerimelerde, gaybı yalnız Allah’ın bildiği belirtilmekte, peygamberlerin bile sadece Allah’ın bildirmesi halinde gaybdan haber verebilecekleri ifade edilmektedir. (Al-i İmran 3/179; El-cin 72/26-27)
Bu sebeple falcılık yasaklanmıştır. (El-maide 5/90). Hadislerde de arraflık, falcılık ve kahinlik yapmak, gaybden haber almak için bunlara başvurmak, Allah’a eş koşup Hz. Peygamberi ve O’nun getirdiği vahiyleri inkar etmek anlamına geldiği belirtilmiştir. (Müsned:II, 68, 408; Müslim, “Selam, 122, 125)

Ayrıca, İslam’da uğursuzluk telakkisinin bulunmadığı, uğursuzluğa inanmanın kişiyi şirke düşürebileceği haber verilmiş, kuşun ötmesinin ve uçmasının uğursuzluk sayılamayacağı belirtilerek ilginç görülen nesne ve olayların hayra yorulması tavsiye edilmiştir. (Buhari, “Tıb”, 19: Müslim, “Selam”, 102-109, “Mesacid”, (331.) Büyü yapmanın, büyüden ve hastalıktan korunmak için muska taşımanın tevhid inancını zedeleyeceği bildirilmiştir. (Müsned, 1, 381, Ebu Davud, “Tıb”, 17). İslam dini, kişilerin inançlarını istismar eden kahin ve falcılarla onların günümüzdeki uzantıları olan medyum ve astrologların sözlerine itibar edilmemesi gerektiğini belirtmektedir. Bu tür hurafeleri İslam’a mal etmek için Hz. Peygamber’e nispet edilerek aktarılan rivayetlerin tamamı İsrailiyyat’a dayanmaktadır.
Resul-i Ekrem Efendimiz hastalıklardan korunmayı ve bir rahatsızlığı tedavi etmek için tıbbi çarelere başvurmayı tavsiye etmiş, onun bu tür tavsiyeleri hadis mecmualarında “Kitabü’t-Tıb” başlığı altında toplanmıştır. (Buhari’de 76: Ebu Davud’da 27: Tirmizi’de 26: İbn Mace’de 31. kitap) Meşru arzulara ulaşmak için muskalara ve tılsımlara değil normal çarelere başvurmak gerektiği Kur’an’ın tavsiyeleri arasında yer almaktadır: Kur’an-ı Kerim’de üzerinde önemle durulan “Sünnetullah” (ilahi kanun) kavramı bunun açık bir delilidir. Daha çok inanç boşluğundan kaynaklanan ve insanları Allah’tan başka varlık ve güçleri kutsallaştırmaya götüren hurafeler dini hayatı zayıflattığı gibi ruh sağlığını da olumsuz yönde etkilemekte, ayrıca insanları bilimsel alanda geri kalmaya mahkum etmektedir. Zira ilmi faaliyet varlıkları akıl ve bilimin yöntemleriyle incelemeye, hangi sonuçların hangi sebeplere bağlı olduğunu belirlemeye dayanır, hurafelere inananların ise böyle bir yöneliş içine girmeleri oldukça zordur.
Hurafeler sadece dini meselelere has değildir. Din dışı bazı konular, hatta bilim adına ileri sürülen kanıtlanmamış teoriler de bu statü içine girmektedir. Bu çeşit teoriler “modern hurafeler” olarak değerlendirilebilir. Evrim teorisi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Zira evrim teorisine ilişkin tatmin edici kanıt bulunmadığını itiraf ettiği halde yine bu teorinin doğruluğuna inandığını söyleyen ve bunu savunan bilim adamları mevcuttur.

III- BELLİ BAŞLI HURAFELERİ ŞU ŞEKİLDE SIRALAMAK MÜMKÜNDÜR:

1. Uluhiyyetle ilgili hurafeler Allah’ın herhangi bir maddi varlık şekline bürünmesi, yaratıklarından birinin bedenine girmesi, (hulul, tecessüd) yaratıklarla birleşmesi (ittihad ve vahdet-i vücudun bazı yorumları)veya onlara benzetilmesi (teşbih) uluhiyyetle ilgili batıl inançlardandır. Hıristiyanların ve Yahudilerin, Allah’ın imamlara hulul ettiğini kabul eden aşırı Şii gruplarla (Galiyye) bazı müfrit sufilerin batıl inançları bu tür hurafelerin belli başlı örneklerini oluşturur. Uluhiyyete ait sıfat veya fiillerden birini yaratıklara nispet etmek de batıl inanç sayılır.
2- Gayb bilgisi ile ilgili hurafeler. Kur’an-ı Kerimde duyu, haber ve akıl yoluyla bilinemeyip gayb aleminde kalan hususları Allah’tan başka hiç kimsenin bilemeyeceği açıkça belirtilir. (bk. M. F. Abdülbaki, el-Mu’cem, “gyb” md.) Bununla birlikte birçok tasavvuf mensubu, seçkin tasavvuf ehlinin keramet yoluyla gayba vakıf olduğuna inanır. Ayrıca yıldızlardan ahkam çıkarma, kahve, ok, bakla, iskambil kağıdı, suya bakma ve kitap açma (Kur’an veya başka kitaplar) gibi yöntemlere başvurularak yapılan falcılık, İslam öncesi döneme ait batıl inançlar olup bazı İslam’i zümreler tarafından da benimsenmiştir. (M. Reşid Rıza VI, 150)
3- Uğur veya uğursuzlukla ilgili hurafeler. Bazı hayvanları görmenin veya seslerini duymanın, belirli günlerde ve zamanlarda iş yapmanın, mavi boncuk vb. şeyleri takmanın ve bazı rakamların uğursuz yahut uğurlu olduğuna inanmak, İslami temeli bulunmayan inançlardandır. Aynı batıl inançlar çerçevesinde evden çıkarken kedi veya köpek görmek, baykuş sesini ve köpek ulumasını duymak, elden ele sabun veya makas vermek, Salı günü iş yapmak veya yolculuğa çıkmak, Cuma günü çalışmak, iki bayram arasında nikah kıymak, cumartesi günü yorgan kaplamak, insan üzerinde iken elbisenin söküğünü dikmek uğursuz sayılmış: buna karşılık at nalı, kurt dişi, leylek kemiği, inek veya koç boynuzunu taşımak yahut evin dış kısmına asmak uğurlu kabul edilmiştir. (M. Şemseddin, s. 296-297; İnan, s. 38).
4-Ölülerden medet ummak ile ilgili hurafeler. Yaygın hurafelerden biri de ölülerin türbelerini ziyaret ederek onlardan yardım beklemektir. Dileklerin gerçekleşmesi için veya hastalıktan kurtulmak amacıyla din alimlerine ve şeyhlere ait türbeleri ziyaret edip mum yakmak, bez bağlamak, taş yapıştırmak ve adak adamak suretiyle ölülerin ruhaniyetinden medet ummak bu konudaki belli başlı hurafeleri teşkil eder. Ağaçlara bez parçası bağlamak da buna benzer inançlardandır.
5- Cinlerle ilgili hurafeler, Kur’an’da cinler aleminin varlığından haber verilmekle birlikte onların mahiyeti, faaliyetleri ve insanlarla ilişkileri konusunda ayrıntılı bilgi yer almamıştır. Buna rağmen halk arasında cinlerin özellikle kadınları etkilediği, insanları çarptığı ve ruhi hastalıklara sebebiyet verdiği inancı yaygındır. Cinlerin tasallutundan korunmak için cincilere başvurup muska yazdırmanın ve bunun taşımanın gerektiğini kabul etmek de inancın bir devamıdır. Bu telakkinin Eski Mısır ve Roma inançlarına dayandığı bilinmektedir. Cahilliye devri Arapları arasında da bu tür inançların görüldüğü ve insanların bedenlerine giren kötü ruhları kovmak için gruplar halinde dans ettikleri rivayet edilir. M. Reşid Rıza bunun cinlere tapmaktan kalan bir inanç olduğunu belirtir. (Tefsirü’l-menar, VIII, 369-371)





�ye Giri?/b>

Email :
�ifre :
   

 

| �ye Olun | Unuttum |


  İslam-Dilek
  Dilek Sözleri
  Aşk-Sevgi
  Yemek-Tarifleri
  Sizden Gelenler
  İnançlar-Hurafe
  Sihir-Büyü
  Özlü Sözler
  Erkekce
  Renklerle Gelen Saglık
  Kadınca
  Tılsımlar
  Ziyaret Yerleri
  Dilek Perisi
  Evlilik
  Bayanlara Özel-2
  Aşk Acısı
  Sohbet

 SON �YELER //
MOkxfWtvmWON.
yveBfZnEvsiS.
WjOpjuopOcN.
UrnfGjHAJfLW.
tXJdZQfUVvtZ.
DZsORGdTnG.
uYEyqufzBKxk.
UFrypEwcdlwZ.
XtcDCvDPfLSH.
TYtRAFZnl.
 

Copyright(c) 2005
En iyi �E 1024x768 ��z.
Web Tasar�m?:  �retmake
Dost siteler : |  Bardakc?Karde�ler Piyano|  Dünya Led  | Adin Makina Maden |